TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| bunun dışında: | other than this, otherwise, for the rest |
| bunun gibi: | similarly |
| bunun gibi bir şey var mı: | Do you have one like this |
| bunun için: | therefore, thus, hence |
| bunun için daha önceden bir tedavi gördünüz mü: | Have you previously been treated for it |
| bunun doğru olduğunu kabul ediyorum: | I allow this to be true |
| bunun karşılığında bu müşterilerden alınan komisyonlardan bir pay alır: | half- commission man |
| bunun sonucu olarak: | thereupon, therewith, hence |
| bunun yanında: | furthermore |
| bunun karşılığında işçiler maaş artışı şeklinde primlere ya da kâr paylaşımına hak kazanırlar: | productivity deal |