TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| thick: | [sıfat] kalın, yoğun, koyu, boğuk, sık, dumanlı, sisli, kalın kafalı, belirgin, yakın (arkadaş), aşırı, fazla |
| thick: | [isim] kalın kafalı, kalınlık, en heyecanlı yeri, en çok olduğu yer |
| thick crust: | kalın hamur |
| thick Ethernet: | kalin Ethernet |
| thick skin: | aldırış etmeyen, duyarsız |
| thick as thieves: | aralarından su sızmaz, adil değil, hoş değil |
| thick of the crowd: | sıkı kalabalık |
| thick skinned: | duygusuz, vurdumduymaz, pişkin |
| thick leather: | gön |
| thick and thin advocate: | sadık taraftar |
| thick mustache: | palabıyık |
| thick headed: | kalın kafalı |