TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to drive: | [fiil] sürmek, önüne katıp sürmek, yürütmek, sevk etmek, sıkıştırmak, tahrik etmek, mecbur etmek, (araba) kullanmak, çok çalıştırmak, kaçırmak, kovmak, idare etmek, gütmek, gömmek, çevirmek, takmak |
| to drive sb to distraction with silly questions: | [fiil] saçma soru sorarak birini oyalamak |
| to drive nails in: | [fiil] çivi çakmak |
| to drive back: | [fiil] (araba ile) dönmek, tart etmek |
| to drive back on: | [fiil] zorunlu olarak kaçındığı bir şeye başvurmak |
| to drive back an attacker: | [fiil] püskürtmek |
| to drive one's workmen too hard: | [fiil] işçilerini çok çalıştırmak |
| to drive sth in with blows: | [fiil] çakmak |
| to drive on the wrong side of the road: | [fiil] yolun yanlış yönünde gitmek |
| to drive through: | [fiil] geçmek, katetmek, durmadan geçmek |
| to drive one's workman too hard: | [fiil] işçilerini çok çalıştırmak |