TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to face: | [fiil] karşılamak, yüzüne bakmak, dayanmak, katlanmak, kaplamak, göğüs germek, dönmek, bakmak, karşı olmak, yüzleşmek |
| to face it: | [fiil] onu kabul etmek |
| to face up: | [fiil] perakende malları raflarda ya da teşhir standlarında düzenlemek |
| to face an issue: | [fiil] bir sorunla karşı karşıya bulunmak |
| to face the enemy: | [fiil] düşmana karşı çıkmak |
| to face the facts: | [fiil] gerçekleri olduğu gibi karşılamak |
| to face the issue: | [fiil] sorunla karşı karşıya bulunmak |
| to face the music: | [fiil] cezalandırılma karşısında korkmamak, hoş olmayan herhangi bir şeyi veya güçlüğü yılmadan karşılamak |
| to face the river: | [fiil] (ev) ırmağa bakmak |
| to face up to ...: | [fiil] ... ile yüzleşmek |
| to face down all objections: | [fiil] bütün itirazları yenmek |