TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to press: | [fiil] basmak, zorlamak, baskı yapmak, ısrar etmek, hızlı sürmek, ütülemek, çok koşturmak, cenderelemek, bastırmak, abanmak, sıkıştırmak, sıkmak, tazyik etmek |
| to press out: | [fiil] emmek |
| to press the starter of a vehicle: | [fiil] marşa basmak |
| to press the urgency of immediate action: | [fiil] acilen harekete geçilmesini talep etmek |
| to press a point: | [fiil] bir nokta üstünde ısrar etmek |
| to press for money: | [fiil] şantajla para almak |
| to press on with the work: | [fiil] bir işin çabuk bitirilmesi için üstelemek, işin çabuk bitirilmesi için üstelemek |
| to press one's advantage: | [fiil] faydası peşinde olmak |
| to press gang: | [fiil] (bir grup insanla ilgili olarak) bir şeyi zorla yaptırmak |
| to press a claim: | [fiil] talebinde ısrar etmek |
| to press for a debt: | [fiil] borç için sıkıştırmak |