TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to take: | [fiil] götürmek, kapmak, yakalamak, gas petmek, tuzağa düşürmek, satın almak, kiralamak, seçmek, kazanmak, abone olmak, çıkarmak, uğramak, karşılamak, farz etmek, saçmak, anlamak, kavramak, yapmak, faydalanmak, dayanmak |
| to take precautions: | [fiil] önlem almak |
| to take due precautions (every precaution): | [fiil] gerekli önlemleri almak |
| to take sides: | [fiil] taraf tutmak |
| to take sides with sb: | [fiil] birinin tarafını tutmak, birinin tarafıni tutmak |
| to take the measurements: | [fiil] ölçü almak |
| to take precautionary measures: | [fiil] tertibat almak |
| to take in tow: | [fiil] yedeğe almak, yol göstermek |
| to take advantage of sb: | [fiil] birinin saflığından yararlanmak, birinin iyi niyetinden yararlanmak |
| to take advantage of ...: | [fiil] ...'den faydalanmak, ...'den yararlanmak, ...'i istismar etmek |
| to take advantage of sb's mistake: | [fiil] birinin hatasından yararlanmak |